Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

KIZIMLA İLK AY

bebek,elif buğlem,bebek resmi,bebek eli resmi,bebeklerde uyku,
Doğumdan sonra ilk ay uykusuzluk, yorgunluk, sancılar, mutluluk, lohusalık vs... bir sürü duyguyu aynı anda yaşamanız mümkün. Bebeğiniz dış dünyaya alışmaya çalışıyor ve siz de eğer ilk kez anne oluyorsanız anneliğe alışmaya çalışıyorsunuz. Hele de benim gibi rahatına düşkünseniz, hayatınız tamamen değişiyor. Ama hiç şikâyetçi değilim. Bebeğimi kucağıma aldığımda 'bu güne kadar nasıl sensiz yaşamışım ben' dedim.
İlk ay dediğim gibi alışma süreci oluyor. Doğumdan sonra üçüncü gün topuk kanı alınıyor. D vitamini sağlık ocağı tarafından ücretsiz veriliyor. Ama doktorlar doğumdan on beş gün sonra kullanmaya başlanmasını tavsiye ediyor. Size belki söylemeyebilirler aklınızda bulunsun.
İlk iki ay her ağladığında emzirilmesi taraftarıyım. İkinci aydan sonra gündüzleri iki saat, geceleri en fazla 4 saate kadar çıkabilir. Bebeklerin uykuya da ihtiyacı vardır. Çevreden sürekli konuşanlar olacaktır ama her bebeğin gelişimi ve istekleri farklıdır. Siz hislerinize, doktorunuza ve bebeğinizin isteklerine göre hareket edin. Diyeceğim o ki ilk ay bebekle yapışık ikiz gibi oluyorsunuz. Ne kadar emerse o kadar öz güven duygusu gelişir. Anneye ait olduğunu hisseder. Bu dönemde bebekler ait olma ihtiyacı hissederler. Ona bol bol dokunun, onunla bol bol konuşun ve emzirirken de göz kontağı kurmaya çalışın. 
Anne sütünü artıran besinler hakkında biraz bilgi vereyim. Öncelikle bol bol su için. Çünkü sütün ana maddesi su dur. Anne sütü artırıcı çaylar içebilirsiniz. Dere otu, ısırgan otu, bulgur, hurma, yoğurt,üzüm, kuru incir, çörek otu, ceviz, mısır unu, yulaf unu, kimyon, kekik gibi...
Ve sütünüzü bebeğiniz tamamen ememediğinde sütünüzü sağarak boşaltmakta anne sütünü artırır. Göğsünüzde kalırsa sütünüz azalır.
Gelelim gaz sancısına nelerin iyi geldiğine:
Öncelikle mercimek, nohut, lahana, karnabahar, kuru fasulye, çiğ soğan gibi yiyecekler gaz yapıyor. Ama herkes kendini denesin o gün ne yediyse çocuğun durumuna baksın. Karnına, beline masaj yapabilirsiniz. Bir de kiraz çekirdeği yastığı duydum ve sipariş verdik. Bakalım bizim cimcime de işe yarayacak mı? Bazı bebekler ne yaparsan yap gazlı oluyor. Altıncı aya kadar sabretmek gerekiyor. 
Bebeklerde uyku düzenine gelince, ilk ay da düzen diye bir şey yok. Saatinizi kurup bebek uyanmasa bile siz iki saatte bir bebek kendi bırakana kadar emzireceksiniz.
Sezeryan doğum sonrasında anne bir hafta sonra, bebek ise göbek düştükten bir gün sonra banyo yaptırılmalı. Benim doktorumun söyledikleri bunlar. 
Benim aklıma gelenler şimdilik bunlar. Rabbim tüm isteyenleri evlat sahibi yapsın inşallah.





NARLI CHEESECAKE TARİFİM

narlı cheesecake,narlı pasta tarifleri,cheesecake,cheesecake nasıl yapılır,narla hangi pastalar yapılır,nar,kolay cheesecake tarifleri,yemek tarifleri,

Emziren anne olarak bir taraftan da sağlıklı beslenmeye dikkat etmeliyim değil mi? Mesela eğer narın bol olduğu bir dönemdeysem bol bol narlı tarifler yapmalıyım. Akşama kadar bebişimizle oyunlar oynayıp  akşam onu uyutup farklı şeylerle uğraşıp stres atmak için kendimi genelde mutfağa atıyorum. Yeni anne olduk diye eşimizi de ihmal etmeyelim değil mi? Bu kalpli cheesecake eşime yapıldı. O da çok mutlu oldu ve afiyetle yedik. Tarifi isteyen arkadaşlarımız oldu. Buyurun tarif:

MALZEMELER:
TABANI İÇİN
2 kutu yulaflı bisküvi
75 gr margarin
2 çk süt

KREMA İÇİN:
2,5 sb soğuk süt
1 pkt cheesecake yap (Dr oetker)
200 gr labne peynir

JÖLE İÇİN:
2 sb. nar suyu
isteğe bağlı tane nar
3 çk nişasta
yarım su bardağı şeker

YAPILIŞI:
Tabanı için  bisküvileri robottan geçiriyoruz. Bir kapta eritilmiş margarin ve sütle beraber yoğuruyoruz. Kelepçeli kalıba kaşığın altıyla bastırarak döşüyoruz. Yalnız kalıbın alt kısmına ben yağlı kağıt koydum tavsiye ederim. Sonra buz dolabına kaldırıyoruz.
Başka bir kaba süt ve cheesecake yap poşetinin tamamını ekleyip mikserle karıştırıyoruz. Daha sonra labne peyniri de ilave edip bir dakika daha çırpıyoruz. 
Kelepçeli kalıptaki tabanı dolaptan alıp üstüne kremayı döşüyoruz. Ve tekrar dolaba koyuyoruz.
Gelelim jöle yapmaya. Nar suyunu, şekeri ve nişastayı tencerede soğukken başlayarak kaynayıncaya kadar karıştırıyoruz. Muhallebi kıvamına gelince altını kapatıp karıştırarak soğutup, cheesecakemizi dolaptan alıp en üste döşeyip tekrar dolaba sürüp bir saat sonra servis yapıyoruz.
NOT: Ben jöleyi dışarıdan hazır almanızı tavsiye etmem. Sonuçta bu kek çocuklarında sevdiği bir kek. Evde yaptığınızı gönül rahatlığıyla hem kendiniz hemde çocuklarınız yiyebilirsiniz.
AFİYET OLSUN...
Diğer CHEESECAKE tarifim için TIKLAYIN



İYİ Kİ DOĞDUN ELİF BUĞLEM

hamile kombin,tesettür hamile kombin,kapalı hamile kıyafetleri,tesettür blog,hamile bayan,hamile kıyafeti,
Hiç hamilelik fotosu paylaşmamıştım. Bu da hamilelik hatırası olsun.
Ve zorlu bir son ay dan sonra Elif Buğlem 11 Eylül 2014 Perşembe günü saat 18:10' da ; 2710 kg - 47 cm sezeryan doğum ile doğdu.
Ben aslında normal doğum istiyordum ama bebeğim ters olduğu için mecburen sezeryan doğum oldu. Eskiden olsa neden normal doğum olmadı diye üzülürdüm. Ama siz ne kadar isterseniz isteyin yine Allah'ın dediği oluyor. O yüce yaratıcıya teslim olmak gerekiyor.
Benim doğum 12 Eylül' de olacaktı. Doktorum o tarihte karar kılmıştı. Fakat 11 Eylül Perşembe günü saat 16:30 gibi suyum gelince hemen doktorumu aradık ve acele hastaneye gitmemiz gerektiğini söyledi. Zaten hastane çantalarım hazırdı. Hastane çantamın içinde üç tane Medine hurmam da hali hazırda bekliyordu. Bebeğinizin hayırlı ve iştahı yerinde olması için doğumdan önce, sancı geldiğinde ve bebeğiniz yeni doğduğunda damağına sürülmesi için hurmalarımız da hazırdı. Hemen hastaneye gittik ve doğuma alındım. Suyum hastaneye gittiğimizde bitmişti artık kanamam başlamıştı. Bebeğime kavuşacağım için mutluluk ve ilk kez sezeryan ameliyatı olacağım için korku göz yaşları birbirine karıştı. Doğumhaneye kadar eşim yanımdaydı. Tabi onun gözlerinden de endişeli olduğu belli oluyordu. Ama yeniden görüştüğümüzde bebeğimizde yanımızda olacaktı. Birbirimizin gözlerinde bunu da görebiliyorduk.
Doğumhanede tek başıma kaldığımda sadece Rabbim yanımdaydı. Hep içimden ona sığındım. Doktorum çok iyiydi yanındaki hemşireler anestezi uzmanı falanda iyiydi çok şükür. 
Ben spinal anestezi oldum (yani belden uyuşturulma). Genel anestezi tavsiye etmiyorum. Çünkü o zaman doğum anına şahit olamıyorsunuz ve hemen kendinize gelemiyorsunuz. O zaman da bebeğimi hemen göremeyecektim ve genel anestezide en yararlı süt olan" ağız sütü" ilk süt gelmeyebiliyor. Doğumdan sonra yarım saat içinde çocuğa o süt verilmesi gerekiyor.Çok şükür ben verebildim.
 Benim spinal anestezi sonrası başımda çok ağrı oldu. Genelde de herkeste oluyormuş zaten. Merak edenlere Epidural anesteziyi tavsiye ederim.
Vee yarım saatlik süreden sonra bebeğimiz dünyaya geldi. O' nu ilk gösterdiklerinde ağlamalara doyamadım. Beni odaya aldıklarında bir taraftan emziriyor, bir taraftan ağlıyordum. Süreklide şükrediyordum onu kollarıma aldığım ve sağlıklı doğduğu için. O gece sabaha kadar uyumadık. İlk doğduğunda çocuk her ağladığında emzirilmesi gerekiyor. Eğer çok uyuyorsa iki saatte bir uyandırıp zorla emzirin ki sarılık olmasın. Emmeyen ve çok uyuyan bebekler sarılık olabiliyor.
Daha detaylı yazmak isterdim ama bizim cimcime uyandı. Bensiz de durmuyor. Gelecek yazıda görüşmek üzere.
Seni çok seviyorum canım kızım...
Bu yazıyı eklerken bebeğimi seyretmemi sağlayan yüce Rabbime şükürler olsun...






HAMİLELİK VE DOĞUM ÖNCESİ

ferforje,vintage,bebek şekeri,bebek şekeri modelleri,tesettür blog,
Hamileyken blogla pek ilgilenemedim. Aslında bütün tecrübelerimi sıcağı sıcağına yazmak isterdim ama nasıl bir aşerme şeklim varsa; bilgisayarı elime bile alamıyor tiksiniyordum :)
Lafı fazla uzatmadan gelelim hamilelikle ilgili tecrübelerime:
İlk önce size tavsiyem daha çocuk düşünür düşünmez hamile kalmadan önce folik asit kullanmaya başlayın. İlk üç ay folik asit kullanımı bebeğin beyin gelişimi açısından çok önemli. Ben önce ona çok özen göstermiştim. Genelde kadın doğum doktorları siz sormadan bir şey söylemiyorlar. (İstisnalar hariç) Ben mesela çok araştırarak tavsiye edilen bir doktora gitmeme rağmen ben soru sormadan pek ilgilenmezdi. Her gidişimde elimde bir ay boyunca not aldığım sorularla giderdim. Çünkü ultrasonda bebeğinizi görünce aklınızdaki bütün sorular uçup gidiyor. 
Hemen hemen herkesin telefonu artık android. Telefonunuza "Hamilelik Rehberi" programları indirip, hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Bana çok faydası oldu. 
Yedinci haftada yavaştan mide bulantıları başladığı için folik asit ilacını geceleri yatmadan önce içiyordum. Çünkü gün içinde içince istifra ederek ilaç dışarı çıkıyor ve yeniden içmek zorunda kalıyorsunuz. Mide bulantısını da artırıyor. Benim yedinci haftadan on ikinci haftaya kadar midem bulandı. Mide bulantısına ne yaparsanız yapın hiç bir şey fayda etmiyor. Doktorum ilaç vermişti ama ben içmedim. Çünkü doğal olmayan her şey bebeğe zarar veriyor. Su bile içemiyordum. Hatta su daha çok midemi bulandırıyordu. Ama moralinizi bozmayın. İlk üç ay zaten çocuk annenin deposundan besleniyor. 
İlk üç ay benim bulantılarla uğraşmakla geçti. Ama ikinci üç ay, yani dördüncü aydan altıncı aya kadar geçen süre çok güzeldi. Bulantılardan artık eser kalmadı. Altıncı ayda şeker yüklemesi yapıldı ve şekerim yüksek çıktı. Aslında ben hep kilolularda şeker olur diye düşünerekten "amaaann bende şeker ne gezer" edasıyla gittim doktora. Birde ne görelim? Doktorumuz diyet yap ve on gün sonra yine ölçtürmeye gel demez mi?. Ben de o hafta tatlı yemeden gittim ve yine şeker sınırda çıkınca diyetisyene yönlendirildik. 
Diyetli günler beni bekliyordu. Meğer sadece tatlı şeyler değil, beyaz un, patates, makarna, aşırı şekerli bazı meyveler de yasaktı. Bu listeye dikkat ederek bir ay sonra yeniden şekerimi ölçtürdük ve normal çıktı. Bu diyet sayesinde hamilelikte toplam sekiz kilo aldım. 
        Sekizinci ay artık iyice ağırlaşmaya başladım. Bu arada unutmadan sizlere tavsiyem yedinci ay, sizin ve bebeğinizin hastane çantası evin bir köşesinde hazır beklesin. Çünkü yedinci aydan sonra her an doğum olacakmış gibi hazırlıklı olmak çok önemli. Doğum olmasa da insan sekizinci ay bayağı ağırlaşmış oluyor. Mağazalarda gezemiyorsunuz. Ben fazla kilo almadığım halde ayaklarımın şişliğinden fazla gezemiyordum. Halbuki normalde alışverişe bayılırım.  Bebeğin giysilerinin yıkanıp ütülenmesini de geciktirmeyin derim. Kısacası yedinci ayın bitiminde bütün hazırlıklarınız
tamamlanmış olsun. 

Son zamanlar bol bol yürüyüş yapmanızı tavsiye ederim. Doğumda kolaylık açısından. 
Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Elif Buğlem hanım uyanmadan ben kaçayım. Yavaştan kıpırdanmaya başladı bilee ;) 

Doğumla ilgili görüş ve deneyimlerimi inşallah ilerleyen günlerde paylaşacağım.


KIZIM İÇİN

bebek,yenidoğan,bebek bakımı,anne olmak,bebeğe mektup,
Seni hastanede ilk kucağıma verdikleri an o sabırsız bekleyiş bitti nihayet. Ve “Bu kim, ben nerdeyim?” kaygısını gütmeden, adeta kokuma aşina bir yavrunun koynumda huzur buluşunda yeniden doğdum… O an en unutulmaz andı. 
"Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç… Küçücük parmakların en yakınındaki koca ellere sıkı sıkı sarılışındaki muhtaçlık… Hayatı bilmeden rüyalar aleminde korkudan büzüşmüş dudaklarındaki çaresizlik… Hayatta tek güvendiği insan olan annesi kucaklasın diye çığlığa dönen ağlamalarındaki acizlik… Açlığını giderebilmek için kokusuna yapıştığı, koynuna sokulduğu annesine duyduğu tarifsiz ihtiyaç… Bir küçük yavrunun farklı hallerinde yeniden başlamak  hayata… Her yeni annelikle hayata yeniden doğmak…"
Sen daha karnımda belirmeden Rabbim içime senin geleceğini düşürmüştü. O günü hatırlıyorum da, babana acaba içimde bir şeyler mi oluyor demiştim. 
Daha sonra doktora gidip seni ilk kez göreceğim zamanı iple çekmeye başladım. Ve o gün geldi çattı. Sen artık benim içimde tohumların ekilmiş, yeşermeyi bekliyordun. İşte o an başladı içimde değişimler. Bütün ruhum ve bedenim artık senin için yaşamını sürdürecekti. Artık ben tek değil iki kişiydim. Adım atarken, nefes alırken, hatta beslenirken bile tek kişilik hareket edemezdim. Sorumluluk duygusu benden bağımsız bir şekilde içime çoktan yerleştirilmişti. 
Sen bana Rabbimin emanetisin. Ve Rabbim sormayacak mı emanetime dünyada ne yaptın diye?
Umarım bu soruyu aklımdan hiç çıkarmadan seni layıkıyla yetiştirebiliriz. Umarım sen bizim mîladımız olursun. 
Seninle karnımdayken konuştuklarımı şimdi yüzüne söyleyebilmek o kadar mutluluk verici ki. 
Hep bir şeyler peşinde olup seni ihmal etmekten, dünya işlerine dalıp seni dinleyememekten korkuyorum. 
Dün gece sen uyurken o küçük kusursuz parmaklarını hareket ettirmeni izledim. Çok duygulandım. "O eller büyüyünce neler tutacak acaba?" diye bir an aklımdan geçirince içim 'cız' etti. Uyandırmamak için öpüp koklayamadım. Sen bana her şeyinle muhtaçken, ben keyfime nasıl bakarım? Ama önceden olsa; rahatına düşkün biriydim. Artık benim rahatım sensin meleğim...
İnsan karnını bir kuru ekmekle de doyurur. Zaten Rabbim herkesin rızkını ayırmamış mı? Önemli olan bir kaşık yemek vermek, altını değiştirmek, üstünü temizlemek değil. Bunun farkındayım. Senin ihtiyacın sadece bedeninin beslenmesi değil, ruhunun da beslenmesi. 
 İnşallah seni kalbimle dinlemek ve sevgimle beslemek istiyorum. 
Seni Yarandan ötürü çok ama çok seviyorum...




ELİF BUĞLEM UYURKEN -1-

yeni doğan bebek, bebek bakımı,ilk ay bebek,tesettür blog,
Ne kadar çok anne vardı çevremde. Herkes kendine göre anneydi. Ya ben nasıl bir anne olacaktım? Daha ben kendim çocuktum, toydum, başım sıkışınca annemi arayıp ağlardım. Acaba ben büyüdüm mü?
 İnsanın dünyaya gelişine bütün bedeninin tanıklık etmesi. Bu mucizevi olaya şahit olması nasıl bir şeydi? Karnımda büyüdüğünü hissettiğim ama neye benzediğini hayal bile edemediğim bir bebeğin, bana “anne” diyecek olması nasıl bir duyguydu? Düşünmesi ne kadar da zor.
Nasıl büyüteceğim bu yavruyu, ağlarken nasıl susturacağım? Ya susturamazsam, ya onu mutlu edemezsem? Doğumdan sonra rahatımın bozulacağını söyleyen insanlar var çevremde. Yirmi dokuz yıllık rahatımı bozmaya değecek mi annelik? Kafamda bir sürü soru ve içimde özlem dolu bekleyiş...
Annelik özgürlüğü kısıtlıyor diyor bazıları. Oysa annelik: Allah’a yaklaşma hali gibi geliyor bana. Kendi keyfiyeti içinde daralan ruhun, huzura kavuşma noktası. Bir canlının muhtaçlığında yeniden doğmak…
Onun her nefes alışında biraz daha büyümek ve onunla hayatı yeniden keşfetmek… Evet, çocuk sahibi olmadan önce, işlerimi daha çabuk bitiriyordum, daha hızlı hareket ediyordum, belki daha titizdim… İstediğimi izliyor, istediğimi yiyor, içiyor, geziyor ve daha keyfime göre hareket edebiliyordum.
Artık o eski 'ben' yerini bir 'anne' ye bıraktı. Artık bütün rahatımın bir küçük canlıya feda oluşunun ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Bilmemek kolaydı belki, ama bir kere öğrenince bir yavru için annenin ne demek olduğunu, bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Eskisi gibi bakmıyor insan hayata. Her şeye titriyor yüreği. Hatalarınla yüzleşiyorsun. Çünkü her anımda benim gibi davranan bir yavrunun aynasısın. "Huy işte" deyip bir kenara çekilmektense, “Ben nerede hata yaptım?” deyip sürekli kendine bakıyorsun. İşte o cevapla buldum kendimde değişme cesaretini. Cüssesi benden katlarca küçük bir canlıdan özür dilemekte kaybettim o kötü 'ben' liğimi...
Annelik çok güçlü bir duygu… Bu duyguyu iyi anlayınca, dünyadaki bütün maddiyat siliniyor gözünden. Rabbim onlardan olmayı nasip etsin...
Uzun zaman oldu buraya yazmayalı. Hatta bilgisayar başına oturmayalı. Bu arada bir sürü mail ve yorum gelmiş. Hepsine bakamadım ama en kısa zamanda inşallah dönüş yapacağım. Güzel dilekleriniz ve dualarınız için çok teşekkür ederim.
Hal hatır sormadan direk iki kelam yazmak istedim. Başlıktan da anlaşılacağı üzere bebeğimiz doğdu ve artık o uyuduğunda yada eşim ona bakarken yazabileceğim.  




20 HAZİRAN :)



Başlıktan da anlaşılacağı gibi 20 Haziran bizim için önemli bir gün. Yani eşimle evlilik yıl dönümümüz dü. O gün yazmak isterdim ama biraz yoğun geçtiği için yazamadım. Buraya da çok uzun olmamak kaydıyla bir kaç satır yazmak istedim. 
Daha bir yıl oldu evleneli ama her günümü yeni şeyler öğrenerek geçiriyorum. En önemlisi de onun ellerinde mutluluğun ne demek olduğunu öğreniyorum. 
En değerli olan şey ise bu dünyada sevdiğim adamdan bir bebeğimiz olacağını bilmek. Beni takip edenler hamile olduğumu bilirler. Bize bu yılımızda en büyük hediye aşkımızın meyvesi oldu :)
Bir kız çocuğu bekliyoruz inşallah. Rabbim isteyen herkese nasip etsin. 26.haftamız dayız. Eğer aksilik olmazda Ekim' de doğarsa babasıyla aynı anda doğum gününü kutlayacağız inşallah cimcime mizin.
Hamileliğimle ilgili ayrıntılı olarak başka bir yazıda bahsetmek istiyorum. Şimdi eşime yazdığım kısa bir şiiri paylaşmak istiyorum.


Aniden ilham gelmesiyle kendi yazdığım naçizane satırlardır...

*GÜLÜŞÜNE KAPILDIĞIM BİRİ VAR*

Gülüşüne kapıldığım biri var benim;
O gülümsediğinde dünyalara değişemediğim,...

Ve her gülümseyişinde yanağında beliren çizgiyi sevdiğim...
O güldüğünde zaman dursun ve hep gülsün istediğim...
Gülüşüne kapıldığım biri var benim :)

Rabbim bu Mübarek günde herkese ömürlük sevgiler nasip etsin.

Hayırlı Cumalar...
HAYIRLI RAMAZANLAR...