Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

KIZIM İÇİN

bebek,yenidoğan,bebek bakımı,anne olmak,bebeğe mektup,
Seni hastanede ilk kucağıma verdikleri an o sabırsız bekleyiş bitti nihayet. Ve “Bu kim, ben nerdeyim?” kaygısını gütmeden, adeta kokuma aşina bir yavrunun koynumda huzur buluşunda yeniden doğdum… O an en unutulmaz andı. 
"Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç… Küçücük parmakların en yakınındaki koca ellere sıkı sıkı sarılışındaki muhtaçlık… Hayatı bilmeden rüyalar aleminde korkudan büzüşmüş dudaklarındaki çaresizlik… Hayatta tek güvendiği insan olan annesi kucaklasın diye çığlığa dönen ağlamalarındaki acizlik… Açlığını giderebilmek için kokusuna yapıştığı, koynuna sokulduğu annesine duyduğu tarifsiz ihtiyaç… Bir küçük yavrunun farklı hallerinde yeniden başlamak  hayata… Her yeni annelikle hayata yeniden doğmak…"
Sen daha karnımda belirmeden Rabbim içime senin geleceğini düşürmüştü. O günü hatırlıyorum da, babana acaba içimde bir şeyler mi oluyor demiştim. 
Daha sonra doktora gidip seni ilk kez göreceğim zamanı iple çekmeye başladım. Ve o gün geldi çattı. Sen artık benim içimde tohumların ekilmiş, yeşermeyi bekliyordun. İşte o an başladı içimde değişimler. Bütün ruhum ve bedenim artık senin için yaşamını sürdürecekti. Artık ben tek değil iki kişiydim. Adım atarken, nefes alırken, hatta beslenirken bile tek kişilik hareket edemezdim. Sorumluluk duygusu benden bağımsız bir şekilde içime çoktan yerleştirilmişti. 
Sen bana Rabbimin emanetisin. Ve Rabbim sormayacak mı emanetime dünyada ne yaptın diye?
Umarım bu soruyu aklımdan hiç çıkarmadan seni layıkıyla yetiştirebiliriz. Umarım sen bizim mîladımız olursun. 
Seninle karnımdayken konuştuklarımı şimdi yüzüne söyleyebilmek o kadar mutluluk verici ki. 
Hep bir şeyler peşinde olup seni ihmal etmekten, dünya işlerine dalıp seni dinleyememekten korkuyorum. 
Dün gece sen uyurken o küçük kusursuz parmaklarını hareket ettirmeni izledim. Çok duygulandım. "O eller büyüyünce neler tutacak acaba?" diye bir an aklımdan geçirince içim 'cız' etti. Uyandırmamak için öpüp koklayamadım. Sen bana her şeyinle muhtaçken, ben keyfime nasıl bakarım? Ama önceden olsa; rahatına düşkün biriydim. Artık benim rahatım sensin meleğim...
İnsan karnını bir kuru ekmekle de doyurur. Zaten Rabbim herkesin rızkını ayırmamış mı? Önemli olan bir kaşık yemek vermek, altını değiştirmek, üstünü temizlemek değil. Bunun farkındayım. Senin ihtiyacın sadece bedeninin beslenmesi değil, ruhunun da beslenmesi. 
 İnşallah seni kalbimle dinlemek ve sevgimle beslemek istiyorum. 
Seni Yarandan ötürü çok ama çok seviyorum...




ELİF BUĞLEM UYURKEN -1-

yeni doğan bebek, bebek bakımı,ilk ay bebek,tesettür blog,
Ne kadar çok anne vardı çevremde. Herkes kendine göre anneydi. Ya ben nasıl bir anne olacaktım? Daha ben kendim çocuktum, toydum, başım sıkışınca annemi arayıp ağlardım. Acaba ben büyüdüm mü?
 İnsanın dünyaya gelişine bütün bedeninin tanıklık etmesi. Bu mucizevi olaya şahit olması nasıl bir şeydi? Karnımda büyüdüğünü hissettiğim ama neye benzediğini hayal bile edemediğim bir bebeğin, bana “anne” diyecek olması nasıl bir duyguydu? Düşünmesi ne kadar da zor.
Nasıl büyüteceğim bu yavruyu, ağlarken nasıl susturacağım? Ya susturamazsam, ya onu mutlu edemezsem? Doğumdan sonra rahatımın bozulacağını söyleyen insanlar var çevremde. Yirmi dokuz yıllık rahatımı bozmaya değecek mi annelik? Kafamda bir sürü soru ve içimde özlem dolu bekleyiş...
Annelik özgürlüğü kısıtlıyor diyor bazıları. Oysa annelik: Allah’a yaklaşma hali gibi geliyor bana. Kendi keyfiyeti içinde daralan ruhun, huzura kavuşma noktası. Bir canlının muhtaçlığında yeniden doğmak…
Onun her nefes alışında biraz daha büyümek ve onunla hayatı yeniden keşfetmek… Evet, çocuk sahibi olmadan önce, işlerimi daha çabuk bitiriyordum, daha hızlı hareket ediyordum, belki daha titizdim… İstediğimi izliyor, istediğimi yiyor, içiyor, geziyor ve daha keyfime göre hareket edebiliyordum.
Artık o eski 'ben' yerini bir 'anne' ye bıraktı. Artık bütün rahatımın bir küçük canlıya feda oluşunun ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Bilmemek kolaydı belki, ama bir kere öğrenince bir yavru için annenin ne demek olduğunu, bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Eskisi gibi bakmıyor insan hayata. Her şeye titriyor yüreği. Hatalarınla yüzleşiyorsun. Çünkü her anımda benim gibi davranan bir yavrunun aynasısın. "Huy işte" deyip bir kenara çekilmektense, “Ben nerede hata yaptım?” deyip sürekli kendine bakıyorsun. İşte o cevapla buldum kendimde değişme cesaretini. Cüssesi benden katlarca küçük bir canlıdan özür dilemekte kaybettim o kötü 'ben' liğimi...
Annelik çok güçlü bir duygu… Bu duyguyu iyi anlayınca, dünyadaki bütün maddiyat siliniyor gözünden. Rabbim onlardan olmayı nasip etsin...
Uzun zaman oldu buraya yazmayalı. Hatta bilgisayar başına oturmayalı. Bu arada bir sürü mail ve yorum gelmiş. Hepsine bakamadım ama en kısa zamanda inşallah dönüş yapacağım. Güzel dilekleriniz ve dualarınız için çok teşekkür ederim.
Hal hatır sormadan direk iki kelam yazmak istedim. Başlıktan da anlaşılacağı üzere bebeğimiz doğdu ve artık o uyuduğunda yada eşim ona bakarken yazabileceğim.  




20 HAZİRAN :)



Başlıktan da anlaşılacağı gibi 20 Haziran bizim için önemli bir gün. Yani eşimle evlilik yıl dönümümüz dü. O gün yazmak isterdim ama biraz yoğun geçtiği için yazamadım. Buraya da çok uzun olmamak kaydıyla bir kaç satır yazmak istedim. 
Daha bir yıl oldu evleneli ama her günümü yeni şeyler öğrenerek geçiriyorum. En önemlisi de onun ellerinde mutluluğun ne demek olduğunu öğreniyorum. 
En değerli olan şey ise bu dünyada sevdiğim adamdan bir bebeğimiz olacağını bilmek. Beni takip edenler hamile olduğumu bilirler. Bize bu yılımızda en büyük hediye aşkımızın meyvesi oldu :)
Bir kız çocuğu bekliyoruz inşallah. Rabbim isteyen herkese nasip etsin. 26.haftamız dayız. Eğer aksilik olmazda Ekim' de doğarsa babasıyla aynı anda doğum gününü kutlayacağız inşallah cimcime mizin.
Hamileliğimle ilgili ayrıntılı olarak başka bir yazıda bahsetmek istiyorum. Şimdi eşime yazdığım kısa bir şiiri paylaşmak istiyorum.


Aniden ilham gelmesiyle kendi yazdığım naçizane satırlardır...

*GÜLÜŞÜNE KAPILDIĞIM BİRİ VAR*

Gülüşüne kapıldığım biri var benim;
O gülümsediğinde dünyalara değişemediğim,...

Ve her gülümseyişinde yanağında beliren çizgiyi sevdiğim...
O güldüğünde zaman dursun ve hep gülsün istediğim...
Gülüşüne kapıldığım biri var benim :)

Rabbim bu Mübarek günde herkese ömürlük sevgiler nasip etsin.

Hayırlı Cumalar...
HAYIRLI RAMAZANLAR...

ANNELİĞE GİDEN YOLCULUĞUMDAN :)

Her evlenen çift bir süre sonra hayatında bir şeyin eksikliğini hisseder değil mi?
Biz de sevdiğimle bunun eksikliğini hissetmeye başladığımız ve artık bizim hayatımıza anlam katan, her şeyimizi onunla paylaşabileceğimiz minik bir elin ellerimizde olmasını istemeye başladık. Tam o zamanlarda Ocak ayında o güzel haberi aldık :) ilk test ten sonra nasıl ağladım nasıl ağladım anlatamam. Biz geç evlenen ve mutluluğu biraz geç bulan bir çift olmamıza rağmen evliliğimizin 7. ayında (erken diye adlandırabileceğimiz bir zaman) Rabbim bize bu mutluluğu nasip etti çok şükür.
Eğer Allah izin verirse 29 yaşında anne olacağım, eşim de 32 yaşında baba olacak :)
Hep genç kızlığa ilk adım attığınız an' dan itibaren hayallerinizde aşık olduğunuz bir prens vardır. Ve o prensle evlenme hayalleri kurarsınız. Sonra onunla evlenirsiniz dünyanın en mutlu kadını olursunuz. Vee öyle bir zaman gelir hayallerinizi yıllarca süsleyen insandan Allah' ın izniyle bir bebek beklersiniz.
Hah.... işte ben o dönemdeyim :) artık nasıl mutlu olduğumu siz düşünün...
Yaklaşık 3 aydır internetten bile tiksinmiş biri olarak hayatımı idame ettirdim. Hamilelik öyle bir şey ki, bütün ruh hallerini bir anda içinizde yaşıyorsunuz. Galiba herkesinde dediği ve yaşadığı gibi hamilelikte en zor dönem ilk üç ay. Bunu yaşayarak gördüm. Ama sizi bu çektiğiniz bulantılar ve ağrılar dışında ayakta tutan tek şey; içinizde sizden bir parçanın her an geliştiğini düşünmek ve onu zamanı gelince kucağınıza alacağınız hissi. İnsan "benim midem daha çok bulansın katlanırım ama ona bir şey olmasın" diyor...
İşte o cümleyi her kurduğumda canım annem aklıma geliyor.
Eşim de bu dönemde en büyük destekçim oluyor. Ondan Allah razı olsun. Onun gibi birini bana nasip ettiği için Rabbime ne kadar şükretsem az olur.
Ben yeğenleri için aklı giden, ölüp ölüp dirilen ve çocuk gelişimci olan biri olarak nasıl bir anne olurum? düşüncesi hala kafamın bir yerlerinde beni uyarmakta :) Umarım iyi bir anne olurum...
Şu an hamileliğimin 14. haftasındayım. Yani 3 ay 2 haftalık bir anne adayı :)
Bulantılar yedinci hafta başladı ve hala devam etmekte. Ama 12. haftada azalmaya başlıyor. Tamamen geçtiğinde normal hayatıma dönüp hamileliğimin tadını çıkarmak istiyorum inşallah...
Hamilelikte su içmek bir eziyet gibi geliyor. O yaşam kaynağımız olan ve normalde kana kana içtiğimiz suyu içemiyoruz. Beni en çok zorlayan su içememek oldu. Bir yudum alsam hemen midem ayağa kalkıyordu. Bu günler yavaştan içmeye başladım.
Ama toplumumuzda yanlış bilinen bir şey var. Bizim su içmemizle bebeğin suyunun hiç bir alakası yokmuş. Doktorum hiç su içemediğim zamanlar olduğunda bile "bebeğinizin suyu gayet iyi" dedi. Yani suyu kendimiz için içiyoruz. Bebek için değil.

Hamileliğin ikinci ayında mideme iyi gelen şeylerden biri tost oldu.
tesettür blog,kahvaltı,tost,hamilelikte beslenme,
İlk başlarda hep canım tuzlu ve ekşili yiyecekler çekiyordu. Tatlı görmeye dayanamıyordum bile. Ama artık yavaştan tatlı da yemeye başladım çok şükür.

3 mart doğum günümdü. Tam da bulantıların doruklara ulaştığı zamanlardı. Eşimin güler yüzü, zaman zaman aldığı anlamlı hediyeler kendimi iyi hissettiriyordu.
tesettür blog,kahvaltı,tost,hamilelikte beslenme,çiçek,

tesettür blog,kahvaltı,tost,hamilelikte beslenme,

tesettür blog,kahvaltı,tost,hamilelikte beslenme,

Doğum günümde pek iyi olmadığım için pek resim çekmedik. Bu kareleri bulabildim. Tabii ki en değerli hediye Rabbimizin hediyesi olan bebeğimizdi.

Hamillik süresince okuyup rahatlayabileceğiniz ve size yol gösterebilecek ve benimde arada okuduğum kitaplarımı paylaşmak istiyorum:

tesettür blog,kahvaltı,tost,hamilelikte beslenme,hamilelik,hamilelikte okunacak kitap,
Bu kitapları okumanızı tavsiye ederim.

Ve hamileliğim ve doğum günüm için kuzenimin bana yollamış olduğu hediyeleri paylaşmak istedim. Hiç beklemediğim bir anda kapı çaldı ve bu güzellikler bana dostum olan KelebekGibi den geldi. Ona çok teşekkür ediyorum.


Ve artık uzun zamandır bilgisayar başına geçmeyen başı bağlı kız yoruldu. Biraz dinlenme zamanı :) İnşallah ilerleyen günlerde sizlerle yeni paylaşımlarda buluşuruz.
Sevgilerrr....


EVDE YOĞURT NASIL MAYALANIR?


Selamlar ...
Hamile olunca hâliyle artık beslenmenize ve her şeyinize daha bir dikkat eder oluyorsunuz. Benim gibi acemi gelin ve hamilelere deneyimlerimi paylaşmak isterim.
Şu sıralar takip etmeye başladığım bir sitede yoğurt mayalama tarifi buldum. Hem kolay hem de sağlıklı bir yöntem.
Hemen neler yapılması gerektiğine geçiyorum.

En sağlıklı yoğurt bence güvenilir çiğ sütle, o yoksa cam şişede ORGANİK günlük sütle, o yoksa veya bütçe yetmiyorsa organik kutu sütle veya günlük sütle yapılır. Çocuklarınıza market yoğurdu yedirmeyin.

YAPILIŞI
 1 litre sütü kaynayana kadar ısıtın. Eğer çiğ süt aldıysanız 7-10 dakika kaynatın. Eğer pastorize süt ise kabarınca hemen kapatın kaynatmanıza gerek yok. 18 dk kendi kendine soğusun. (eğer 1 litreden fazla süt kaynattıysanız daha fazla soğuması gerek, mesela 2 litre süt ise 36 dakika soğusun gibi. Küçük parmağınızı batırınca 7 saniye sıcaklığa dayanabilecek bir sıcaklıkta olsun. Sıcak bir ılık oluyor bu)
18 dk sonra elekle üstündeki kaymağı alın, ayırın. Kendiniz yersiniz veya bu kaymağın iyice sütünü süzün bir kaba alın ve çatalla çırpın. Dolaba koyun. 1 gün sonra aynı tereyağı veya kaymak gibi oluyor.  Bazıları kaymağı içinde kalırsa sevmiyorlar.
Bir litrelik cam kavanoza dökün sütü. Tahta kaşıkla içine 3 tatlı kaşığı organik veya doğal yoğurt katın, bir kere yavaşça karıştırın. Kavanozun tepesine kadar doldurmayın 4 parmak boşluk kalsın kapakla sütün arasında.
Kavanozun üstüne resimdeki gibi bir parça kağıt havluyu 2 kere katlayıp örtün (bu kağıt havlu buharı çekecek böylelikle yoğurdunuz sulu olmayacak. En üste de streç film örtün. Bu kağıt havlu ve streç süte değmeyeceği için sorun değil. Kimsenin elleyemeyeceği soğuk olmayan bir yere koyun ve üstünü sıcak tutacak mont veya kazak gibi birşeylerle 2 kat örtün. Hiç yerinden kıpırdatmayın. 6-8 saat sonra (akşamdan koyduysanız sabaha mesela) yavaşça açın, üstünü cam kavanozun kapağıyla örtün. Önce 6 saatte mayalamayı deneyin oluyorsa öyle devam edin sulu olursa 8 saat mayalayın. Mümkün olduğu kadar hareket ettirmeden dolaba koyun. 10 saat dokunmayın, sonra yiyebilirsiniz. 5-6 gün dayanır en fazla.
KAYNAK: www.hassasanne.com

KAVANOZ SÜSLEMELERİM

Selamlarrr...
Uzun zamandır sayfamda pek bir şey paylaşamıyorum. Malum hamileliğin en zor dönemlerindeyim. Bulantılarla beraber yaşıyorum. Hem çok zor hem de tarifi anlatılamayacak kadar güzel bir duygu. Rabbim isteyen herkese bu mutluluğu yaşatsın inşallah. Bu dönemi atlatınca daha sık paylaşımlarda buluşuruz inşallah :)
Şimdi önceden yapmış olup bir türlü ekleyemediğim kavanoz süslemelerimle sizi baş başa bırakıyorum. 
Fazla uzun uzun anlatıp sizleri sıkmayacağım. Küçük notlar halinde bir iki cümle yazabilirim. 
kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage
Dantelli çorabınızı değerlendirerekte kavanoz süsleyebilirsiniz :) Tabi benim yaptıklarım size başka fikirler de oluşturmak adınadır. İllaki aynısını değil de, bunu görünce aklınıza başka fikirlerde gelsin diye.
kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage

kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage

kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage

kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage

kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage

kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage

kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage

kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage
Siz isterseniz biraz daha sık bir şekilde ipi yapıştırabilirsiniz. Ben aralıklı olmasını istedim :)
kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage

kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage

kavanoz süsleme,kavanoz değerlendirme,dıy,vintage
Aynı ipi elinizde toplayarak şekil verilerekte değerlendirilebilir.

İçimden koca bir şükür geçti. Yada her şey bir şükürdü. Ben içinden geçtim...
Kavanoz kapağından iğnelik yapımı yazım için TIKLAYIN.
                                          FACEBOOK HESABIM İÇİN TIKLAYIN

                                  TWİTTER HESABIM İÇİN TIKLAYIN

                                  İNSTAGRAM HESABIM İÇİN TIKLAYIN

GFC'de Sorun Varsa Çözebilirsin

Geçenlerde bir mail aldım ve bir çok blogcu arkadaşımızın bu sorunla karşılaştığını gördüm. Sizlere yardımcı olmak açısından da bu bilgiyi paylaşmak istiyorum.

 Bu gadget hatalı olarak yapılandırıldı. Web yöneticileri için ipucu: Lütfen "Friend Connect Ayarları-Anasayfa URL'si"nin bu sitenin URL'siyle eşleştiğinden emin olun.
  

   Eğer sizler de böyle bir sorunla karşılaşıyorsanız, öncelikle blog tasarımı yaptığımız blogger sayfamıza giriyoruz.

 Ardından Ayarlar sekmesine tıklıyoruz. 
Temel Ayarlar'dan blog adresi yazan yere tıklıyoruz. Blog adresimizi "Düzenle"ye tıklayarak bir yada bir kaç harf eklemesi yapıyor ve kaydediyoruz. 
Ardından blogumuzu görüntüleyebiliriz. Düzelmiş olacaktır. 
Daha sonra hemen aynı ayara dönüp blog adresimizi eski haline düzeltip ayarı kaydediyoruz. :) 
Böyle de olmadıysa blogumuzun adresinde xxx.blogspot.com.tr yazıyorsa ".tr"yi siliyoruz ve değişiklikleri kaydediyoruz ardından tekrar kontrol ediyoruz. Umarım çözebilmişizdir. :)